-Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Buket. 28 Şubat 2006’da Fethiye’de doğdum. Lise ve üniversitede Çocuk Gelişim branşından ilerledim. Hayatımın neredeyse her döneminde uysal ve sakin bir çocuktum. Bunun sebebinin annemi mutlu etmek olduğunu söyleyebilirim. Sorunsuz ve başarılı olursam annem çok daha mutlu olur diye düşünürdüm. Oysa ki hayat çok daha farklı bir yermiş, farklı başarılarla da onu gülümsetebilirmişim. Lisedeki bir edebiyat ödevi sayesinde yazmaya başladım. Ardından hangi çerçevede yazmaya eğilimli olduğumu keşfettim. Bu benim için uzun bir süreçti diyebilirim. Farklı platformlarda kitaplarımı yayımlamaya başladım ve edebiyat dünyasında nasıl var olabileceğimi çözümlemeye çalışarak yoluma devam ettim ve bu süreç yaklaşık altı yıl sürdü diyebilirim. Hala da deniyorum.
2.Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Hayatımda birçok dönüm noktam oldu. Hepsi de beni ve kişiliğimi farklı bir yere sürükledi. Tamamen değişmedim ama hepsi tuvalimde bir fırça darbesi bıraktı diyebilirim. Yazarlığa yönelmemde etkili olan olay edebiyat öğretmenim Ülkü hocamın bize verdiği ödevdi. Yalnız hissettiğim ve bazı şeyleri ifade edemediğim bir dönemde karşıma çıkan bu güzel tesadüf hayatımı tamamen değiştirdi. Bu yüzden Ülkü hocama hala minnettarım…
3. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
“Ateşe Dokunmak” benim basıma ulaşmış ilk eserim, ama yazdığım ilk eser değil. Kitap formatında yazdığım ilk eser, “Yeşil Şafak”’dı. Yeşil Şafak’a kadar sayısız şey yazdım ve bozdum diyebilirim. Gelişim benim için durmaksızın akan bir şeydir.
4.Bu ilk adım size ne hissettirdi?
İlk adımlar hep sancılı olur. Benim için de öyleydi. Korkuyordum ve hiç bilmediğim bir dünyaya adım atıyordum. Genç ve yalnızdım aynı zamanda da biliyordum, yapacağım bir hata cesaretimi kıracaktı. Ama ilk adımı attıktan sonra fark ettim ki ne kadar çok düşersem düşeyim, defalarca kez düşmeyi yerimde durmaya her daim yeğleyecektim. Bu yüzden ilk adımı atmaktan ne kadar çok korksam da, o adımı attığım için hiçbir zaman pişman olmadım.
5.Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Tekrar eden bir temam olduğunu düşünmüyorum. Okuyan herkes farkeder ki her kitabımda apayrı bir dünyayı ele alıyorum. Verdiğim mesajlar, değindiğim konular… Hepsi farklı oluyor. Bunu özellikle yapmaya çalışıyorum. Örneğin biri kitabımı okuyup “Yalnızlık” sorununu aştıysa, başka bir kitabımda da “Pişmanlık” sorununu aşsın istiyorum.
6.Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Bu belki çok da profesyonelce değildir, ancak dürüst olacağım ki her karakterimde kendi karakterimle eşleşen bir özellik kendiliğinden var oluyor… Bu zamana kadar durum böyle gelişti. Belki de ilerleyen eserlerimde değişir.
7. Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Yayımladığım ilk eserim adı “Yeşil Şafak”. Benim biraz da çaylaklık eserim gibi. Ama bendeki yeri her daim ayrıdır. Kraliyet temasının üzerinde ilerleyen sırlarla dolu bir hikaye. Henüz tamamlanmamış bir eser olmasına rağmen , yazım dilimi güçlü bir şekilde kullanabilmeme olanak sağladığını düşünüyorum. Ardından Son Kez serisinin ilk kitabı olan “Ateşe Dokunmak”ı yazdım. Ateşe Dokunmak fantastik türde yazdığım ilk kitabım. Birbirini kaybetmiş iki kişiye sonraki hayatlarında bir şans daha verilmesini ele alıyor. Benim için farklı bir tür bu sebeple potansiyelimin tamamını kullanmak için elimden geleni yaptım. Ardından “İDOL – Alabora” yı yazmaya başladım. İdol’ün, gerek konusu gerekse kullandığım metaforlar sebebiyle kariyerimin en başarılı eseri olacağını hissediyorum. En fazla insana ulaşabildiğim eserim İdol. Benim gibi insanların da onunla farklı bir bağ kurduğunu ve kuracağını biliyorum. Sıfırdan gelmiş bir kızın, ünlü bir şarkıcının hayalet yazarı olmasını ve zamanla haksızlığa uğramasını ele alıyor. Okurken karakterin geçmişten gelen bir intikam ve adalet arayışı olduğunu da görüyoruz. Zirvede olup dibe çakılmak ve dipten zirveye çıkmaya çalışmak olarak iki uçta ilerliyor.
8.Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Hepsi bana hayatımın bir dönemini hatırlatıyor. İnsanlara ses olmak ve adaleti sağlamak istiyorum. Bir kitap bir insanın hayatını değiştirebilir ve ben buna tüm kalbimle inanıyorum…
9.Yazarken size ilham veren şey nedir?
Bana ilham veren şey aslında duygularım. Bana iyi ya da kötü bir duygu hissettirdiyseniz mutlaka satırlarımın arasında yaşıyorsunuz demektir. Sevinç ve acı ilham aldığım en büyük duygular. İnsanlarla empati kurarak onları anlamak da bana ilham oluyor.
10.Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Kalbimde ve zihnimde bir iz bırakması. Ben eğer bir fikri bugün düşünüyorsam yarın da düşünebilmeliyim. Bunun olduğunu fark ettiğimde o fikri yaşatacak bir kitap yazma ihtiyacı hissediyorum.
11.Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Aslında rutine bağlı yazmak bana göre değil. Genelde ya sürekli yazarım, gecem gündüzüm kitabım olur ya da uzun bir süre bir şey yazmam. Şu sıralar ikisini de törpülemeye çalışıyorum.
12 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Geceleri yalnızken yazmaya bayılıyorum. Bazı sahneler vardır ki o sahneleri yalnızca gecenin kasvetinde yazacak güç bulursunuz. Yazarken müzik dinlemekten de çok hoşlanırım, müziksiz yazmam da diyebiliriz…
13. Anlatmayı beklediğiniz bir hikâye var mı?
Aklımda bir dilek ve duayı konu alan bir kitap var.. Nasıl yapacağımı bilmediğimden mi yoksa zamanı olmadığından mı yazamıyorum bilmiyorum. Ama kesinlikle yazacağım bir hikaye.
14.Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Karakterlerin iç dünyalarına fazla girmek beni çok zorluyordu. Dramatik sahnelerde duyguyu çok fazla hissetmem de buna dahil.
15.Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Bırakmayı hiç düşünmedim ancak bir gün bırakmam gerekirse diye kaygılandığım oldu. Vazgeçmem gerekirse ne yapacağımı bilememiştim. Yalnızca yazmak kolaydı. Ama edebiyat dünyasına adım atıp gerçek bir yazar olmak hiç bilmediğim insanlarla, hiç bilmediğim bir şeyi yapmak demekti. Yeniliklerden pek de hoşlanmayan benim için bu durum vazgeçmem gerekeceğini zaman zaman hissettiriyordu.
16. Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Ateşe Dokunmak, hayatın planlarınız doğrultusunda gitmeyeceğini ve bazen de böyle sonlarla yaşayabileceğinizi size gösteriyor. Planlarınız vardır ama her şey bir anda tepetaklak oluverir. Farkına bile varamazsınız. Ama kim bilir belkide veda sandığınız şey aslında başlı başına bir merhabadır. Yeşil Şafak, İçine doğduğunuz düzene boyun eğmemeniz ve kendi başınıza var olabileceğiniz fikrini aşılıyor. İdol Serisi’nin çok fazla mesajı var ama en önemlisi, varmaya çalıştığın yer koşarak kaçacağın yere dönüşebilir. Kendine ulaşmalısın. Kısacası, “Her şeye sahip olduğunda anlarsın elinde hiçbir şey olmadığını. Galibiyet de bir mağlup olma şeklidir.”
17. Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Ateşe Dokunmak kitabının sonunda okuyucunun zihninde fırtına sonrası sessizliği kalsın istiyorum. Rüzgar dinmiş. Evler yok olmuş. Artık etrafta yaşam yok, planlanan şeyler artık gerçekleşemeyecek gibi görünüyor. Ama siz biliyorsunuz ki bir zamanlar o evde yaşam vardı. Hayat vardı. Bunun sükunetini ve artık hiçbir şeyi değiştiremeyeceklerinin bıraktığı ızdırabı hissetmelerini istiyorum.
18.Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü en çok inkar edenimizin bile içinde susmayan sesler var. Yalnızlık ve pişmanlıklar hepimizin kalbinde yaşıyor. Ateşe Dokunmak sizin içinizdeki sese karşılık verecek. Artemis ve Pegasus’a verilen ikinci şans sizin de ikinci şansınız olacak…
19. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Dürüst olmak gerekirse kimsenin hikayesini bilmiyorum. Hiç şüphem yok ki hiçbirinin yolu düzlük değildi. Benim yolumu engebeli yapan şeyse içine doğduğum düşünce kalıpları, ve içinde asla var olamayacağımı düşündüğüm edebiyat dünyası. Sınırları zorlamayı denedim. Geriye dönüp baktığımda içinde biraz hüzün barındıracak olsa da gururla anlatabileceğim bir hikaye yaşamış olmayı diledim. Birilerinin yüzünde bunu görebilmek istedim, hala da istiyorum. Yapacağım ilk aykırılığı güzel bir amaç uğruna yapmak istedim. Bence beni herkesten ayıran şey gösterdiğim ve göstereceğim cesaretim.
20 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Aykırı ol.” Biliyorum, bu benim gibi hayatı boyunca uslu bir kız olmuş birinin söyleyeceği türden bir söz değil. Ama anladım ki inandığın güzel bir amaç varsa ve kendinde dahil kimseye zarar vermeyeceksen bence inandığın şeyin peşimden gitmende hiçbir sorun yok. Birde başka insanların sesi olup birilerinin hayatını değiştirebileceksen inandığın şey uğruna yaşa ve nefes al. Umarım hayatı anlamlı bir şekilde yaşamanı sağlayan içindeki ateş hiç sönmez…


1 Comment