AYLİN ALTIN :Sevmenin de Bir Adabı Olmalı
Sevmenin de Bir Adabı Olmalı İnsan, nedense hep ulaşamadığını sever derler. Oysa çoğu zaman mesele zorluk değildir; mesele, değer vermektir. Kolay elde edilenin kıymeti bilinmez diye bir söz vardır. Belki de bu yüzden insan, emek verdiği her şeye biraz daha sıkı sarılır. Ama sevgi, bir mücadele alanı değil; huzur bulduğun bir liman olmalıdır. Ne gariptir ki, sevmeyi öğreniyoruz da sevilmeyi beceremiyoruz. Kalbimizi açıyoruz ama güvenmeyi unutuyoruz. Birine “iyi ki varsın” demek kolay geliyor da, onun varlığını koruyacak emeği vermekte zorlanıyoruz. Sevmenin de gitmenin de bir adabı olmalı. Bir gönle girerken umut dağıtıp, çıkarken sessizce bütün ışıkları söndürmemeli insan. Bir kalbe…
GİZEM GÖKMEN:Renkler Doğar Siyahın Kalbinden
Tozlu bir rafta duran taş plaklar, gramofonun kolunun altında ağır ağır dönerek içinde gizlediği nağmeleri odaya saçıyordu. Tüm anılar kol kola girip duvarlarda dans ediyordu. Yamalı koltuğun yanına rastgele iliştirilmiş tahta tabure ve üstünde emanet gibi duran gaz lambasının ışığı, melodinin etkisiyle sallanarak geçmişin hayaletlerini duvarlarda oynatıyordu. Ahşap pencerenin pervazında ise beceriksizce saatlerce izlediğim bir mum yanıyordu. Bu alevler, gözlerimin derinlerinde koyu ve yarım kalmış sevdaların sahnelerini izletiyordu… Hava kasvetli ve buruktu. Tıpkı bugün gibi bir gündü. Sağanak yağmurun altında tanıştım seninle. Yağmur, ikimizin de kalbine dokunuyor, ruhumuzu yıkıyordu. İkimiz de sığınacak bir yer arıyorduk. Kaçmaya çalıştığımız sağanakta, gri bir…
KARDELEN YALÇINKAYA:Düne Uyanmak
Gece, şehrin dar sokaklarını ağır ağır kuşatmaya başlamıştı. Sanki yılların eskittiği bir perde usulca üzerimize çekiliyordu. Yer yer delinmiş, allak bullak olmuş bu perde her şeyi koyu bir sükûnetin kucağına bırakıyordu. Sesler birer birer köşelerine çekilmiş, geriye yalnızca arada bir duyulan kuru yaprakların hışırtıları kalmıştı. Sokak lambaları, solgun ve titrek ışıklarını kaldırımlara eğik çizgiler hâlinde serpiştiriyor; bu ışıkların doğurduğu gölgeler duvarlardan sekip ağaçların dallarına dolanıyor, kaldırım taşlarının arasından kıvrılarak ilerliyordu. İnsan, biraz dikkat kesilse onların nefes alıp verdiğine bile inanabilirdi. Tam o sırada uzaklardan gelen bir motor uğultusu kulaklarımı doldurdu. Önce hafif bir titreşim, sonra giderek yaklaşan bir ışık… Bir…
AYLEN DURMUSH:OTUZA İKİ KALA
Otuza İki Kala İnsanı Yaşlandıran Şey Zaman mı, Ertelediği Hayatlar mı? Bir gün uyanıyorsunuz ve yirmi sekiz yaşındasınız. Garip olan şu ki, insan yaş aldığını çoğu zaman doğum gününde fark etmiyor. Bazen sıradan bir sabah, kahvenizi içerken ya da pencerenin önünde sessizce dışarıyı izlerken aklınıza düşüyor aynı soru: “Ben ne zaman buraya geldim?” Sonra ikinci soru geliyor: “Son on yıl nasıl geçti?” Bu soruya gerçekten cevap verebilen kaç kişi var, bilmiyorum. Çocukken zaman ağırdı; bir yaz tatili bitmek bilmiyor, bir yaş büyümek bile büyük bir sabır istiyordu. Sonra bir yerde ritim değişiyor. On sekizden sonra sanki zaman hızlanıyor; üniversiteler, işler,…
UFUK ÖZSARI:Bir Düş Simyacısı
EDEYAT RUHLULAR İnstagram hesabım, @ufukozsari34 Merhaba, Edebiyat Ruhlular! Ben Ufuk Özsarı. Özel sektörde çalışıyorum. Rap müzikle ilgileniyor, şarkı sözleri yazıyorum. Bunun yanı sıra kulağıma hoş gelen farklı müzik türlerini dinlemekten keyif alıyorum. Yazmak, üretmek ve duyguları kelimelere dönüştürmek benim için yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda kendimi ifade etmenin en doğal yolu. Şiir yazmak ve seslendirmek en sevdiğim uğraşlar arasında yer alıyor. Sanatın farklı bir yönünü keşfetmek amacıyla tiyatro eğitimi aldım; dizi, film ve reklam projelerinde yardımcı oyuncu olarak yer alma fırsatı buldum. Kısa bir süre önce yazarlık atölyesi eğitimimi tamamladım. Eğitim sürecinde hikâye anlatımının inceliklerini öğrenirken, kendi hikâyelerimizi de…
SACİT ÖZDEMİR:Aşkın Gölgesinde Ruhun Sessiz Çöküşü
Aşkın Gölgesinde Ruhun Sessiz Çöküşü İnsan bazen en büyük yıkımı bir savaşta değil, sessizce sevdiği birinin ardından yaşar. Dışarıdan bakıldığında hayat aynı akışında devam eder; insanlar güler, sokaklar kalabalıktır, mevsimler değişir. Oysa insanın içinde zaman çoktan durmuş olabilir. Ruhsal çöküntü, çoğu zaman bir gecede başlamaz. Biriken hayal kırıklıkları, söylenmeyen cümleler, yarım kalan vedalar ve karşılık bulmayan sevgiler yavaş yavaş insanın iç dünyasını aşındırır. En ağır yük ise, kendini anlatamadığını hissetmektir. Aşk, doğru yaşandığında insanı büyütür; yanlış yaşandığında ise insanın kendi benliğini sorgulamasına neden olabilir. Çünkü gerçek sevgi, insanı eksiltmez; ona güç verir. Sevginin yerini belirsizlik, saygısızlık ve değersizlik aldığında ise…
MİHRAP ALTINTAŞ:HEPİMİZ ÜNLÜYÜZ ARTIK
Ün nedir ve ne zaman bu kadar ünlü olduk hepimiz ? Ün : Genellikle iyi, üstün bir niteliğiyle herkesçe çok iyi bilinip tanınma durumu diyor sözlükÜnlü olmak : Herkesçe bilinip tanınan, ün salmış olan.Türkiye ‘miz teknoloji yakalayıp da birbirinin yakasını bırakmayalı hayli zaman oldu.Ne zaman yakayı paçayı kaptırdık kim kimi kullandı bilinmez.Bilinen şu ki ailelerin maneviyatı sarsıldı mahremiyeti de.Bir öz çekimden başladı bir öz çekime, bir kare alalımdan karelere derken aile içi videolara özel hayat diye bir şey kalmayacak kadar burnumuza dayadık objektifleri. Göz gözü görmez oldu kamera burnumuza dayandığından beridir.Bir anı etiketlemeden yaşamak da hayal oldu. Ben istemesem sen,…
AYLİN ALTIN:Şiirlerim var azizim…
Kimi uzun, kimi kısa… Ama hepsinin ortak bir yanı var. Hepsinde çocuklar var. Umuda tutunan çocuklar… Gözlerinde yarınlara uzanan pırıl pırıl bir ışık taşıyan çocuklar… Bir tebessümle dünyayı değiştirebilecek kadar temiz yürekler, küçücük ellerinde kocaman hayaller taşıyan çocuklar… Kuzey’in yıldızı gibi parlak, umudu gibi sıcacık çocuklar var dizelerimde. Her satırında yaşama tutunmayı anlatan, her kelimesinde umut yeşerten şiirlerim var. Ben kelimelerimi de hayallerimi de onlar için çoğalttım. Ufacık bir desteğin, bir çocuğun yarınlarına nasıl kocaman bir kapı açabileceğini bildiğim için yazıyorum. Kuzey koşsun diye… Kuzey gibi nice çocuk yarınlara umutla yürüsün diye… Şiirlerim var azizim… Hiçbiri yalnızca kâğıda yazılmış kelimeler…
SACİT ÖZDEMİR:AŞK VE GÜVEN ARASINDAKİ BAĞLAM
Bazı kelimeler vardır; onları ne kadar çok duyarsanız duyun, her karşılaşmanızda yeniden düşünmeye başlarsınız. “Aşk” da o kelimelerden biridir. Dört harften oluşur ama insan ömrünün tamamını içine sığdırabilecek kadar geniştir. Bir çocuğun ilk masalında, bir şairin son dizesinde, yaşlı bir adamın yıllarca sakladığı mektupta, bir annenin gözlerinde ve iki yabancının tesadüfen kesişen bakışlarında aynı kelime farklı anlamlarla yeniden doğar. Belki de bu yüzden aşkı tanımlamaya çalışan herkes eksik kalır. Çünkü aşk, tarif edildiği anda biraz eksilir. Kelimeler onu anlatmaya çalışırken, o çoktan başka bir kalbin içinde bambaşka bir biçime bürünmüştür. İnsan, doğduğu günden itibaren bir bağ kurmaya ihtiyaç duyar. Önce…
