Köşe Blog Yazıları

GİZEM GÖKMEN:Sararmış Fotoğraflar

Sararmış Fotoğraflar Kim bilir kaç insanın dokunduğu, sayfalarını çevirdiği ve okurken hayaller kurduğu çok eski bir kitabın kelimeleri arasında unutulmuş bir fotoğraf buldum. Yabancı bir insan bakıyor bana o kâğıt parçasından. Gözlerimi kaçırmadan uzun bir süre seyrediyorum fotoğrafı. Kim bilir kimdi bu insan; neler yaşamıştı, neler görmüştü ve hâlâ yaşıyor mu? Acemi biçimde çekilmiş sararmış bir fotoğraf ve tam kalbinde gözlerinin içi gülen, gösterişten uzak, günlük haliyle bir portre… Kenarı yanmış o karenin içinden gülümseyerek bakıyor. Yaşadığı dönemin güzelliğini mi anlatmak istiyor, yoksa geleceğe umutla ve mutlulukla baktığını mı? Çekimin özelliğinden olsa gerek, fotoğrafın içinden sararmış bir yaşanmışlık kokusu yayılıyor.…

NURAY REŞİD: KAPILAR

Nuray Reşid Bu hikâye, savaşlarda kahramanca mücadele ettiği topraklara bir daha kavuşamayan kayıp askerlerin aziz hatırasına ithafen yazılmıştır. Güneş, köyü kucaklayan dağların ardından usul usul yükseliyordu. Işıkları etrafa yayıldıkça geceden beri yanan bahçe kapılarının lambaları parlaklığını yitiriyor, sanki gündüzün karşısında boyun eğiyordu.Ama bu köyde tuhaf bir sır vardı. Öyle evler vardı ki ne güneşin ışığı ne de geceleri yanan kapı lambaları o evlerin içindeki karanlığı dağıtabiliyordu. Yalnızca kor gibi közlenmiş bir umut ışığı titriyor, o evlere biraz olsun sıcaklık, aydınlık ve yaşam veriyordu.Ve o evler, gece çöktüğünde diğerleri gibi kapılarını kilitlemiyordu. Sanki bekledikleri biri vardı. “Ya kapının önünden geri dönerse…”…

REMZİYE GÖNENÇ KOŞAR:Bilimsel Araştırmalar Güveni Neden Kalkınmanın Temeli Olarak Görüyor?

Bilimsel Araştırmalar Güveni Neden Kalkınmanın Temeli Olarak Görüyor? Uluslararası araştırmalar, güçlü kurumlar ve toplumsal güven arasındaki ilişkiyi nasıl açıklıyor? Türkiye açısından hangi çıkarımlar yapılabilir? Sabah Işığı Son yıllarda yapılan uluslararası araştırmalar dikkat çekici bir gerçeğe işaret ediyor: Bir ülkenin kalkınmasını belirleyen unsur yalnızca ekonomik kaynakları değil, insanların birbirine ve kurumlarına duyduğu güven düzeyidir. Peki bilim insanları neden güveni kalkınmanın temel taşlarından biri olarak görüyor? Önceki yazılarımda DMD, SMA ve benzeri nadir hastalıklarla mücadele eden ailelerin yaşadığı süreç üzerinden yardım kampanyaları, toplumsal dayanışma ve güven ilişkisini ele almıştım. Bu kez aynı konuyu, bireysel örneklerin ötesine taşıyarak bilimsel araştırmalar ve uluslararası deneyimler…

ELİF ÇEPEL:HER ŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR

“Şu yaşamak bizi öldürüyor…” Son günlerde sık sık kulağımıza çalınan bu sözler, söz ve müziği Ertu Ömer’e ait olan popüler bir şarkıya ait. Hareketli bir ritimde söylenen şarkı, benim yaşam ve ölümün mükemmel uyumunu sorgulamama, birbirini tamamlayan tezatlıkları düşünmeme sebep oldu. “Her şey zıddıyla kaimdir” Yaşamak ve ölmek… Birbirini tamamlayan iki zıt kelime. Yaşam olmadan ölüm de olmuyor. Biri diğerinin var oluş sebebi. Doğadaki kadim bir gelenek… Karanlık olmasa aydınlığın, sıcak olmasa soğuğun, hastalık olmasa sağlığın önemi anlaşılmazdı. İyilikle kötülüğün, adaletle zulmün, cesaretle korkaklığın birbirleriyle karşılaştığında ancak gerçek anlamı ortaya çıkıyor. Siyah ve beyaz noktaların dengeyi temsil etmesi tesadüf değildi.…

EMİLİYA İZZET:İlahi, sən fil yükün verməzsən qarışqaya

İlahi, sən fil yükün verməzsən qarışqaya,Dərdimi hesabladım, mən bir qarış, o qaya,Bu yay yığdığım sevinc gedib çatmır o yaya.Qışın astanasında düşürəm əl ayağaArxamda dağ sandığım dönür sinəmdə dağa. Ataların dediyi üçdən çıxıb dörd olub,Mərd görünən neçəsi özündə namərd olub,Dünyanın ədaləti ürəyimə dərd olub,Bir bəhanə gəzirəm oturub ağlamağa,Dünya, qapın qalmadı üzümə bağlamağa. ** Köksümdə açdığın sevda yaramıHər dəfə təzədən qanatmadınmı?Mənim gözlərimdə öz məzarınıÖzün öz əlinlə yaratmadınmı? Limandan gedibmiş o gəmi çoxdanDe necə var edim sevgini yoxdan?Məni bu yalançı, saxta yuxudanAcı sözlərinlə oyatmadınmı? Artıq yola saldım könlümdən səni,Daha gözləmirəm dönüb gəlməni.Özündən, sevgindən küsdürüb məniGözlər görə-görə ağlatmadınmı? Söylə necə qalım sənin yanında?Bu dəfə…

 FİDAN MEMMEDOVA:12.Yüzyıl Doğu Edebiyatı mimarı   olarak  Nizami Gencevi.                                           

 Bu makale Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesinin Filoloji Fakültesinin Türk dili ve edebiyatı bölümünün birinci sınıf talebesi olan Memmedova Fidan Bahtiyar kızı tarafından hazırlanmıştır. ÖZET : Bu makale 12.yüzyıl edebiyyatına zirveyi yaşatan və dönemin düşünürü olan Nizami Gencevi hakkındadır. Bu çalışma vesilesiyle şairin yaşadığı dönemde Doğu edebiyyatına verdiği hayatı, felsefi düşünceleri, insan sevgisi və edebi dille olan eserleri analiz edilmektedir. Bu amaçla Doğu edebiyyatının öne çıkan mimarlarından olan Nizami Gencevinin beş eserden oluşan “Hamse” külliyyatını bütüncül bir şekilde yanaşmayla inceleyeceyiz. ANAHTAR KELİMELER : Nizami Gencevi, Doğu edebiyyatı və Kültürel kapsam, Hamse külliyyatı. GİRİŞ: Büyük şair və Doğu Edebiyatının dühası olan Nizami…

REMZİYE GÖNENÇ KOŞAR:Güven Kaybolursa En Çok Kim Kaybeder?

Yardım kampanyalarından daha büyük bir meselemiz var. Sabah Işığı Bazı kayıplar rakamlarla ölçülemez. Toplumun güveni de onlardan biridir. Bir yardım kampanyasında toplanan bağış miktarını hesaplayabilirsiniz. Ancak insanların yardım etmekten vazgeçmesine neden olan güvensizliğin büyüklüğünü ölçmek neredeyse imkânsızdır. Kısa süre önce kaleme aldığım, DMD, SMA ve benzeri nadir hastalıklarla ilgili çözüm önerilerini ele aldığım yazının ardından, kamuoyuna yansıyan haberler beni yeniden aynı konu üzerine düşünmeye sevk etti. Ancak bu yazı, herhangi bir kişi, kurum ya da kamuoyuna yansıyan haberlerin içeriği hakkında değerlendirme yapmak amacı taşımamaktadır. Hukuki süreçler ve varsa sorumlulukların tespiti, ilgili kurumların ve bağımsız yargının görev alanındadır. Benim dikkat çekmek…

     İLAYDA ÇALIŞKAN:İNCE ÇİZGİ

Gökyüzü başka bir renginde sanki,Bulutlar hüzünlü,Kuşlar kırılgan,Dağlar gözü yaşlı. Hayat ölümle yaşam arasında ince bir çizgi,Nefes alıp vermek arasında giden.İnsan, ince bir tel kadar buruk,Bir rüzgârda savrulacak kadar yorgun. Bazen bir gülüşe sığdırır acılarını,Bazen bir sessizliğe gömer çığlıklarını.Kimse bilmez içinde kopan fırtınaları,Gözleri anlatır, dili susarken. Zaman usulca dokunur insana,Her dokunuşunda biraz daha eksiltir.Gidenler bir iz bırakır yürekte,Kalanlar o izlerle yaşamayı öğrenir. Ve anlar insan…Hayat, uzun sandığı kadar uzun değildir.Bir nefeslik ömürdür aslında,Sevdiklerine sarılabildiğin kadar güzeldir. Sonra gün gelir,Gökyüzü yeniden maviyi hatırlar.İnsan da yaralarını yanında taşıyarak,Yeniden umut etmeyi öğrenir. İlayda Çalışkan

NİHAD BEKİRLİ:Edebiyatın Birleştirdiği Türk Dünyası

Zaman değişiyor, nesiller değişiyor, dünyanın ritmi her geçen gün hızlanıyor. Fakat bazı değerler vardır ki yüzyılların içinden süzülerek bugüne ulaşır. Türk dünyasının gençliği, işte bu değerlerin en güçlü taşıyıcısıdır. Onlar yalnızca geleceğin kurucuları değil, bin yıllık ortak hafızanın yarına uzanan nefesidir.Gençlik sadece bir yaş dönemi değil, aynı zamanda bir bilinçtir. Bu bilinç, köklerinden beslendiği sürece zamanın rüzgârına yenilmez. Ana dile duyulan sevgi, söze gösterilen saygı, tarihe bağlılık ve kültüre sahip çıkma, Türk dünyasının gençlerini görünmeyen bağlarla birbirine yakınlaştıran en güçlü değerlerdir.Bu yakınlığın en zarif ve en kalıcı dili ise edebiyattır. Çünkü edebiyat, insanı tanıtmadan önce ruhunu tanıtır. Azerbaycan’da yazılan bir…

Aylen Durmush:Teşhis Çağında İnsanı Iskalamak: Kelimelerin Kibri

Teşhis Çağında İnsanı Iskalamak: Kelimelerin Kibri  Modern çağın en organize yanılgılarından biriyle karşı karşıyayız: Anlamlandırma hırsının, anlamanın önüne geçmesi. İnsan, kendi içindeki boşluğu ve belirsizliği yatıştırmak adına, muhatap olduğu her davranışı aceleyle bir klinik jargona hapsetmek istiyor. Eskiden dertleştiğimiz, durup sadece dinlediğimiz o insani eşikler, şimdilerde birer gayriresmî tanı seansına dönüştü. Birbirimizin ruhuna şifa olmakla, birbirimizin ruhuna fatura kesmek arasındaki o ince çizgiyi çoktan kaybettik. Hepimiz, diplomasi ve rütbesi kendinden menkul birer semptom avcısıyız artık. Sosyal medyada devşirilen, yapay zekanın soğuk algoritmasından birkaç saniyede kopyalanan jenerik kavramlar, bir süredir insan ilişkilerinin infaz aracı olarak kullanılıyor. Bir dostunuzun yoğun bir günün…