Köşe Blog Yazıları

SESSİZ SEANS.. Şeymanur Gündüz

  SESSİZ SEANS     14 ŞUBAT, AKŞAM SEANSI   Sevgililer Günü, akşamı evdeydim; bunu ilk kez bir eksiklik gibi hissetmedim. Saat yedi kırkı biraz geçmişti. Çayı ocağa koydum, altını kıstım. Camın önünden geçen insanların adımlarına baktım. Aceleleri vardı. Bir yerlere yetişiyorlardı, aslında birilerine. Evdeki sessizlik ilk kez ağır değildi; sanki olması gereken buydu. Telefon masanın üzerindeydi. Ekranı kapalıydı ama varlığı yeterince açıktı. Gün içinde “yüz yüze konuşalım” demişti. Akşamına dair bir şey söylememişti. Bende sormamıştım. Çaydanlığın buharı cama vurdu. O an, bir bildirim düştü ekrana. Ona ait değildi. Ama başka bir şey vardı: açık kalmış bir hikaye, bir paylaşım,…

MİSAFİR.. AYŞEGÜL KUM 

  MİSAFİR Adam, kapının önünde durdu. Anahtar cebindeydi ama içeri girmek istemedi. Gökyüzüne baktı. Bulutlar ağır ağır geçiyordu. Kendi kendine mırıldandı: — Biri bana gelse, “Seni bilmediğin bir yere götüreceğim” dese… Ne sorardım? Bir an durdu. Cevap kendiliğinden geldi: — Nereye? — Niçin? — Kim istiyor? İçeri girdi. Masanın üzerindeki eski fotoğrafa gözü takıldı. Bebeklik hâliydi bu… Ne sormuştu ki o gün? Hiçbir şey. Sorulmadan getirilmişti bu dünyaya. “Anne karnından dünyaya gelişimiz de böyle değil mi?” diye düşündü. İstemeden, bilmeden, sorgulamadan… Oturdu. Evin sessizliği içinde zihni konuşmaya başladı. “Birisi beni bedava evinde oturtsaydı… Yemeğimi verseydi… Evlendirseydi… Bir de araba alsaydı……

KENDİNİ GELİŞTİRMEK, KENDİNDEN KAÇMAK DEĞİLDİR.. GÖZDE GÖRMEZ

KENDİNİ GELİŞTİRMEK, KENDİNDEN KAÇMAK DEĞİLDİR Kişisel gelişim bugün en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Herkes “daha iyi bir versiyon” peşinde ama kimse mevcut halinin karşısına geçmek istemiyor. Oysa gelişim süslenmek değil; soyunmaktır. Maskeleri indirmek, bahaneleri bırakmaktır.   İnsanlar iyileşmeyi değil, iyi görünmeyi seçiyor. Birkaç motive edici cümleyle her şeyin düzeleceğine inanıyoruz. Ama değişim slogan sevmez. Değişim rahatsız eder. Uykunu kaçırır. Seni senden alır, sonra yeniden kurar.   Kendini geliştirmek isteyen biri önce şunu kabul etmeli: İnsan güçlü olduğu yerden değil, en kırılgan noktasından dönüşür. Kaçtığın şey senin eşiğindir. Bastırdığın duygular bir gün susmaz; hayatının tam ortasında söz ister.   Disiplin…

Engelsiz Yaşam: Asıl Engel Nerede Başlıyor?.. Gözde Görmez

Engelsiz Yaşam: Asıl Engel Nerede Başlıyor?   Toplum olarak “engelsiz yaşam” dediğimizde, genellikle rampaları, asansörleri, kaldırım taşlarını konuşuruz. Oysa işin asıl yükü betonlarda değil; zihinlerde başlar. Bu köşe yazısında, engelsiz yaşamın psikolojik boyutunu konuşuyoruz. Sorular net, cevaplar filtresiz.   – Engelsiz yaşam sizce nedir? Engelsiz yaşam, engeli olan bireyin hayata “rağmen” değil, hayatın içinde var olabilmesidir. Yardım edilmesi gereken biri gibi değil, kendi kararlarını alabilen bir birey olarak görülmesidir. Fiziksel düzenlemeler önemlidir ama asıl mesele, bakış açısıdır. Çünkü insanı en çok yoran şey merdivenler değil, acıyan bakışlardır.   – Psikolojik olarak en büyük yük nerede başlıyor? Sürekli güçlü olmak zorunda…

Ağlamıyorum Gözüme Geçmişim Kaçtı.. Pınar ZORLUDAĞ 

Ağlamıyorum Gözüme Geçmişim Kaçtı Pınar ZORLUDAĞ İnsanlar ağlar, duyguları olan tüm canlılar aslında ağlar. Ağlamayı göz yaşı dökmeden de sözlerimiz ve davranışlarımızla da yapabilen sanırım tek varlık biz insanlar oluyoruz. Ağlamayı silah olarak kullanan kadın dediğimiz bir ırk bile var. Peki ya bir kadın için ağlayan adam. Hele ki başka bir kadın karşısında başka bir kadın için ağlayan adam. Cümle yanlış ya da karmaşık değil. Tam olarak söylemek istediğim bu. Bir başkasının karşısında başkası için ağlayan adam ya da kadın. Yahu ne var bunda şimdi dostça ağlamış içini dökmüş mü diyeceksiniz? Ya da onu tanıman için sana olduğu gibi gelmiş…

Geçmişten Günümüze Öğretmen.. Züleyha Ekici

Geçmişten Günümüze Öğretmen Türkçede öğretmen kelimesini parçalara ayırınca ortaya çıkan anlam, aslında koca bir tarih, bir meslek değil bir yaşam biçimi anlatıyor. Öğür-Işık,  et-kılmak , yapmak ve men- insan, benlik. Bunun anlamı öğretmen  “İnsanı ışık kılan kişi” . Öğretmen yalnızca bir meslek unvanı değildir, aynı zamanda bir insanın başka bir insanın karanlığına dokunma sorumluluğudur. Bir zamanlar ne akıllı tahtalar vardı, ne bilgisayarlar, ne de kalın müfredat kitapları. Yine de insanlar bir araya gelir, bir ağacın gölgesinde, bir odanın köşesinde, bir avlunun taşlarında diz dize otururdu. Öğretmen, bazen elinde sadece bir çubuk, yere çizdiği şekillerle anlatırdı dünyayı. Bazen bir kandilin titrek…

Hayattan Neden Zevk Alamıyoruz?.. Aylen Durmush

Hayattan Neden Zevk Alamıyoruz? Belki de sorun, hayatın zor olması değil; bizim kendimizden ne kadar uzak yaşadığımızdır. Bazı hayatlar sessizce tükenir. Büyük bir çöküşle değil; fark edilmeden, azar azar. İnsan sabah uyanır, gün başlar, yapılacaklar yapılır. Her şey “normal”dir. Ama o normalliğin içinde eksik olan bir şey vardır: canlılık. Hayat devam eder ama insan, sanki kendi hayatının biraz gerisinde yürür. Hayattan zevk alamamak çoğu zaman yanlış anlaşılır. “Şımarıklık” denir, “nankörlük” denir. Oysa zevksizlik, çoğu zaman ruhun verdiği bir sinyaldir. İnsan, kendini uzun süre ihmal ettiğinde beden ve zihin sessizce geri çekilir. Artık heyecanlanmaz, merak etmez, coşmaz. Çünkü coşku, güvende hissettiği…

EY BEDENİ DİRİ TUTAN YÜREK.. Fadime Sarıkamış

EY BEDENİ DİRİ TUTAN YÜREK   Ey bedeni diri tutan yürek, Hayli zamandır karaya bulanmışsın; Beyaz duvarı boyayan bir çocuğun suçluluğu gibi Bedeni diri tutamamanın suçluluğu var sende.   Ey bedeni diri tutan yürek, Hayli zamandır sessizlik kaplamış seni; Şarkıyı sevmeyen insan gibi ritme karşısın, Göğüste atan ritmin bile heyecanını yitirmiş.   Ey bedeni diri tutan yürek, Hayli zamandır sözler sende anlamını yitirmiş; Konuşmalar, insanların uğramadığı ıssız sokaklar, Anlamsızlık kol gezer gibi bu boş sokaklarda.   Ey bedeni diri tutan yürek, Zamanı kovalayan akrep ile yelkovan gibi, Gündüzün peşini bırakmayan gece gibi; Bu bedeni diri tutmalı, Karayı beyaza bulamalı.  …

AYRILIK KONDİSYONU.. Batuhan KOLBURAN

AYRILIK KONDİSYONU   Hesabını isteyelim bu aşkın, yarı yarıya. Ahımı üzerine alıp ayrılıyorsun masadan yetişemiyorum ayrılığına kaç tekrar ettiysek aşkım yetişemiyor, ayrılığın kondisyonuna.   İthal sözlerle ayrılık olmaz kor bir ses tonuyla başlamalı her şey içim yanıyor, ciğerlerime ulaşmadan terk et beni.   Kalbim safları sıklaştırıyor bu gece bekleniyorsun göğüs kafesime anadan kalma hayır dualarını, bozduruyorum kefenin cebi hazır, bir fotoğrafını istiyorum.   seni hatırlayıp, bilinçli özlem takviyeleri alıyorum kalbime. Bitmeyecek bir oyuna başladık, hiç unutamayacağım adın kalbimde ladesim. Batuhan KOLBURAN  

Deneme / Kişisel Gelişim.. BİR TECRÜBE OKULUDUR HAYAT.. MELİHA KAPLAN

MELİHA KAPLAN                                         BİR TECRÜBE OKULUDUR HAYAT         Hayat çok hızlı geçen bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden anılar tadında geçerken kişiliğimize, duygu ve düşüncelerimize yani bize çok şey kazandırıp katmaktayken,  bazen bir yarımızı bazen birçok yanımızı da kaybederiz beraberinde. Bu duygularımız, düşüncelerimiz, hayallerimiz, yaşadıklarımız olabilir. Unuturuz ya da unutmak isteriz belki de birçok anımızı. Bizi biz yapanları ya da bizi bizden alanları. Tıpkı bir taş gibi kaskatı kesildiğimiz anlar olur ve o anlarda bırakmak istediğimiz onca şeyler.  Bazen de her şeyi geride bırakıp saklayıp en derinliklerine kalbimizin, devam etmek isteriz kendi hayatımıza, yolumuza, yolculuğumuza. Diğer taraftan mutluluğun tatlı esen…