Muhammed Ali Aksoy: Zamana Atılan Düğüm
Modern dünya, bizi her sabah bitiş çizgisi olmayan bir maratona uyandırıyor. Bildirim seslerinin ritmiyle hızlanan nabzımız, bizi bir yerlere yetişmeye, bir şeyleri tüketmeye ve her an “çevrim içi” kalmaya zorluyor. Oysa hız, mesafeleri kısaltsa da önce görüş açımızı daraltıyor, sonra manayı sığlaştırıyor. Hız sadece zamanı ve manayı değil, aynı zamanda dikkati de öğütüyor. Oysa dikkat insanın kendine ayırdığı en kıymetli mülk değil midir? Her şeyin bu denli süratli aktığı bir çağda, durmak ve odaklanmak artık bir geri kalmışlık değil, bir entelektüel direniş biçimidir. Mürekkebin kâğıtla buluştuğu o ilk andaki tereddüdü düşünün. Bir dolma kalemin ucundan süzülen mürekkebin kurumasını beklemek, dijital…
