Köşe Blog Yazıları

ZÜBEYDE BAYIK:NASIRDAN DOĞAN KANATLAR

Nasırdan Doğan KanatlarBir çocuğun düşleri vardı kapı eşiklerinde,Dumanlı, tozlu yolların ötesine uzanan,Gidip bulutların hür göğsüne dokunmak isteyen…Ama dünya katıydı coğrafya dilsiz,Yol, o çocuğa hep arkasını döndü bu gece.Adım atamadığı sokaklarda devleşti taşlar,Çukurlar derinleşti birer sessiz mezar gibi,Ve o sırma umutları taşıyan tekerlekler,Hep o engebeli yolların tam ortasında,Yarı yolda kaldı…Sonra, o çaresizliğin en koyu, en zifiri karanlığındanKederli bir baba çıktı;Gözlerinde bu yeryüzünün sönmeyen ağır yükü,Ellerinde çizg çizgi, bitmeyen bir sızı…Hurdaya atılmış, pas tutmuş, unutulmuş demirlerin arasından,Topraktan en nadide defineyi bulur gibi,Yerden kutsal bir umudu toplar gibi eğildi yere.Kimsenin dönüp bakmadığı eski bir variliGökyüzüne ardına kadar açılan bir kapıya,Yıpranmış, tel tel ayrılmış…

SİNAN BAYRAM:BOŞLUKTA BİR İZ:VAR OLMANIN AĞIRLIĞI VE HAFİFLİĞİ

Boşlukta Bir İz: Var Olmanın Ağırlığı ve Hafifliği Modern insanın en büyük paradoksu, her an bir şeyler yapmak zorunda hissederken, aslında sadece var olduğunu unutmasıdır. Sabah kurulan alarmlar, yetişilmesi gereken otobüsler, bitmek bilmeyen listeler ve dijital dünyanın gürültüsü arasında sormayı ertelediğimiz o kadim soru, bir gece ansızın odanın tavanından bize bakar: Ben neden varım ve burada ne yapıyorum? Var olmak, sadece biyolojik bir canlılık hali ya da bir nüfus cüzdanına sahip olmak değildir. Var olmak, evrenin o devasa, uçsuz bucaksız sessizliğinde “Ben buradayım,” diyebilme cesaretidir. Jean-Paul Sartre, insanın dünyaya fırlatıldığını söyler. Bizden önce kurulmuş bir sahnede, elimize senaryo verilmeden başrole…

SELMA HANÇER:UĞURLAR OLSUN

Uğurlar Olsun Öylesine yorgunum ki…Öylesine Düştüm ki…Öylesine hasret çöktükü ki yüreğime…Yığılıp kaldım yüreğimdeki hüzün çöreğinin üstüneDerin dehlizlerde çırpınırken buldum kendimi,Duygularım perimperişan bir halde… Bir bahar akşamında hoş bir seda ile girdin dünyamaDolunayda tutuldum, senin o amansız rüyanaSen, zerre zerre karışırsın karışırken damarıma kanıma,Aşka susarmış kalbim, tutkuyla basmıştı seni bağrınaHayat tatlı sürprizlerle dolu demiştim,Seninle göz göze geldiğimiz, o ilk anda… Sen, ıraklardan gelen kıymetli misafirdin, yüreğimeBen, şehrin duvarına saplanmış, serseri bir kurşunKimliği belirsiz cesetler gibi dolaşırken, evrendeSeni sevmek iyi gelmişti, sevgisizliğin tünediği kalbimeBir ihtimal, bende sevinirim hevesim doğmuştu, naif yüreğime Hiç tahmin etmemiştim,Bir kısır gecede çekip gideceğini,Gidişini sesizce uzaktan seyredegimi,İçimde deli…

Aşk Yazarı Mustafa Çifci:DÜNYA’DA İLK DEFA ÖĞRENCİYE NOT VERME SİSTEMİNİ KİM BULDU?

Okullarda not sistemi yok! Takvimlerin 18oo’lü yıllarını gösterdiği zamanlar…Okullarda not sistemi yok!Usta çırak ilişkisine dayanan bir eğitim sistemi mevcut…Eğitimciler tek tek öğrenci yetiştiriyorlar ve mümkün olduğu kadar fazla sayıda öğrenci ile çalışarak daha çok para kazanmanın peşindeler çünkü öğrenci sayısının düşmesi, az para kazanmak anlamına geliyor. Ne kadar çok öğrencin varsa o kadar çok kazanıyorsun.Öğrenciye puan vermek fabrikalarda parça başına ücret ödeme mantığı gibi işliyor.Öğrencinin dersi öğrenmiş olmasının tek kriteri hocasının kanaati oluyor.Öğrenci mezun olduğunda işverene ders aldığı öğretmenin ismini veriyor.İşe girişlerde tek ölçü kişinin ders aldığı hocası…Hoca, “bu çocuk iyi derse” tamamdır.Öğretmen meşhur birisiyse işe girişler de o kadar…

CİHAN BUTAK:ÇOCUK OLMAK

Çocuk Olmak Etrafta yetişen her türlü bitkinin tadına bakmak, hangi bitkilerin yenebilir olduğunu keşfetmek ölümün eşiğinden dönmek. Mahalleler arası 3 tekerlekli bisiklet yarışları düzenlemek, uçurtma yapma konusunu ticaret konusu haline getirmek misket oyununda belli bir felsefe oluşturmak ve herkesi yutmak, zillere basıp kaçamamak. Aklına her geldiğinde içinde bir burukluk yüzünde kocaman bir gülümseme oluşturan anılardır ÇOCUK OLMAK… Her anlatıldığında o zamanı yaşamaktır ve herkesin başından geçen unutulması imkansız olan hayatlardır. Çocuk olmak güzeldir kavgaların arasında savaşların ortasında büyümek ve başının okşanması hoştur.Tutar biri elinden girersin bir bakkala ve hani janjanlı parlak ama çok ucuz olan şekerler alır biri sana,yemezsin yiyemezsin…

RAMAZAN YONTUCU:SESSİZLİĞİN GEOMETRESİ

Sessizliğin Geometrisi ​Yarım kalmış bir fincan kahve masada, Dumanı çoktan terk etmiş odayı. Duvara vuran gölgeler telaşta, Unutmuşlar zamanı, ​Bir çizgi çekiyorum zihnimin kıyısına, Bir ucu dünden kalma, diğeri belirsiz. İnsan en çok kendi sesinin yankısında, Kalır kimsesiz sessiz dilsiz ve izsiz. ​Ne bir kitaptan çaldım bu buruk hüznü, Ne de eski bir şarkıdan ödünç aldım. Rüzgar kapıyı her çarptığında yüzüme, Kendi içimin gürültüsünde çoğaldım. ​Yollar yürünmek için var, biliyorum, Ama durmak da bir dildir anlayana. Ben bu gece kelimeleri soyuyorum, En çıplak haliyle bırakıyorum zamana. Ramazan Yontucu

YALÇIN EMRE:BAZI İNSANLAR GEÇ KALIR HAYATA

BAZI İNSANLAR GEÇ KALIR HAYATA Bazı insanlar vardır, hayata biraz geç başlar. Takvimlere göre değil, kalplerine göre. Herkes çocukluğunu oynayarak geçirirken onlar susmayı öğrenir. Herkes gençliğini gülerek yaşarken onlar düşünmeyi öğrenir. Çünkü bazı kalpler erken yorulur. Ben de biraz geç başlayanlardanım galiba. Bir gün fark ettim; insanın en büyük yalnızlığı kalabalıklar içinde değilmiş. En büyük yalnızlık, anlatacak çok şeyin olup da dinleyecek kimsenin olmamasıymış. Bazen bir bankta otururken insanların yüzlerine bakıyorum. Herkes bir yere yetişiyor gibi. Ama kimse gerçekten bir yere varamıyor. Koşuyorlar. Ama neden koştuklarını bilen çok az kişi var. Hayat bazen tuhaf bir yarış gibi. Kazananı olmayan bir…

GAMZE KAHRAMAN:TAŞIN İÇİNDE AÇAN ÇİÇEK

Bazı çiçekler toprağın en verimli yerinde açar.Bazıları ise bir taşın çatlağında…İnsan da biraz böyledir aslında. Kimi hayatın sunduğu kolaylıklarla büyür, kimiise sertliğin, yalnızlığın ve sessizliğin içinden filiz verir. Taşın içinde açan çiçek,bana hep imkansız denilen şeyleri hatırlatır. Çünkü mesele nerede olduğun değil,içinde ne taşıdığındır. Tam da böyle zamanlarda, bir taşın çatlağında açan küçükbir çiçek hatırlatır bize Umut, en imkansız yerde bile yaşayabilir.Belki kalbin yorgun, belki yolların kapalı…Fakat unutma; taşın içinde bile çiçek açıyorsa, umutta seninle birlikte ummadığınyerdenfilizlenmenin yolunu elbet bulacaktır. GAMZE KAHRAMAN

SELMA HANÇER:BİZ SOKAKLARIN ÖTEKİ ÇOCUKLARIYIZ

Biz, kızıl gecelerin doğurdu çocuklarız;Sağımız solumuz “öteki” dolu bizimUzatsak elimizi her köşede, her kuytuda,Buluruz kendimiz gibi birkaç garibanı daha;Yalnızlar köyünün yüzüne bakılmayan ötekileriyiz biz Aldırmayız hayatın bize yaşattığı ne iyisine ne kötüsüne,Arşınlarız sokakları; yırtık ayakkabılar Ve kirli elbiselerle,Gizleriz açlıktan guruldayan karınlarımızıVe korkudan sakladığımız duygularımızı…Susar dilimiz susar gönüllerimiz;Yaşarken susar, susarken ölürüz biz Bazi geceler uyku tutmaz gözümüzü,Hayaller kurarız; sıcacık damlarda ısınır hayallerimizBaşımızda bir çatımız, içinde sıcacık aşımız,Kollarıyla sarıp sarmalayan naif yürekli anacığımız….Isırırız sokağın soğuk gecelerinde,Hayallerimizin sıcaklığında Sokaklar acımasız, acımasız zifiri karanlıklar;Ve olabildigʻince tehlikedeyiz anın içinde bizYok bizim koruyup kollayanımız,Özlemler sarıp sarmalayakanımız,Korkudan titreyen yüreğimizi rahatlatacak bir ailemiz…Biz sokakların öteki çocuklarıyız, biz bu…

BATUHAN KOLBURAN: Ağlamıyorum, Kornea Temizliği

Nasihatları çitliyorum, antibiyotik etkisi yaratmıyorlar. Kalıcı hasarların vekaletlerini veriyor dünya ben bu dünyaya sığıyorum da duygusal bir greve başlıyorum, dünyaya. Ağlamak berekettir, üzülme anne kornea temizliği diyelim. Gözyaşlarımı karıncalara infak ettim. Karınca duasına bile ihtiyacı var kalbimin. ‘’bile’’ için özür dilerim… Koyu renkler yakışmıyor bahtıma ikindi turuncusu umut tedarik ediyor hala. Güneş tutukluk yapsa ve kalsa ikindi vakti ezanı ardından, camide çocuklara pay ediyorum kalbimi. Yüzsüz hüsran tanrı misafiri bir anne payı gibi, kaderime zimmetli. Kalbimden öğreniyor çocuklar tüm olumsuzluk eklerini. Kalbim bir arzuhalcinin son işi olumsuz paragraflar kıracak kalemin ucunu. Ben etme bulma dünyasının, etmeyip, bulan deney kalplisi. Batuhan…