Köşe Blog Yazıları

1. ŞİİR KİTAPLARI YARIŞMASI

Şiir yarışmamıza kayıt olmak için imzalı bir şiir kitabının gönderici ödemeli olarak tarafımıza gönderilmesi gerekmektedir.Varyasyon Kalemler e-dergi kanalımız üzerinden okur oyları ile kazanan1.2.3. olarak belirlenip plaketleri gönderilecektir .Sonuçlar 15 Mart’da açıklanacaktır.    

Öykü.. Dilek’in Rüyası / Taş Hafıza.. Halise Aydoğdu

Dilek’in Rüyası / Taş Hafıza Demir kapının ardında zaman akmaz; orada ilerlemek yerine beklemeyi öğrenir. Saatler işlemez, günler devinmez. Zaman, taş duvarların arasında ağırlaşır, çöker ve sessizce birikir. Taşlar, yılların yükünü konuşmadan sırtlanmıştır. Her biri, dokunanın avucuna geçmeyen ama ruhuna sinsice sinen bir ağırlık taşır. Üzerlerinden geçen her el, her bakış, her suskunluk onların hafızasında iz bırakır. Gökyüzü ise bu yapının içinde artık özgür bir kavram değildir; yalnızca dar, dikdörtgen bir boşluk olarak mahkûmların göz ucuna ilişir. Başını fazla kaldırmayanların bile varlığını hissettiği bir eksikliktir bu; insanın içini kemiren, adı konmamış bir yoksunluk. Gündüz bile soğuk kalan duvarlar, geceleri başka…

Sessizliğin Arka Sokakları.. Gizem Gökmen

Sessizliğin Arka Sokakları Gecenin koyulaştığı bir şehirde, ses yutucuların nefesi hissedilmez olur. Dev şehrin ana caddelerinde binlerce tekerin, yüzlerce kahkahaların ve aralıksız konuşmaların gürültüsüyle kudururken, asıl kalp atışları, sessizliğin arka sokaklarında fısıldanır. Buralar, haritaların ve insanların umursamadığı, sinyallerin kaybolduğu, duvarların bile yorgunluktan fısıltıya döndüğü dehlizlerdir. Herkes seslerden kaçar; kulaklıklar takılır, kapılar kapatılır. Oysa kaçtığımız gürültü değil, anlam yüklediğimiz gürültüdür. Sokak lambasının sarı ışığı altında oturan adam, elindeki gazetenin hışırtısını, mutfakta duran bir kadın ellerinden çıkan tabak seslerini dinlerken, aslında yıllardır yitirdiği gençlik hayallerinin sönük yankısını dinlerler. Onun sessizliği, bir boşluk değil, aksine yüksek sesle bir hesaplaşmadır ve gürültü oradadır. Sessizlik;…

Hayatına Kimleri Almadığın da Senin Karakterindir.. Aylen Durmush

Hayatına Kimleri Almadığın da Senin Karakterindir Kimse bunu yüksek sesle söylemiyor ama hepimiz biliyoruz: Bazı insanlar hayatımızda olduğu için değil, gitmeye cesaret edemediğimiz için kalıyor. Onları gerçekten sevdiğimizden değil; kırmaktan korktuğumuzdan, yalnız kalmaktan çekindiğimizden, “ayıp olur” dediğimizden taşıyoruz. Ve sonra bu taşıma hâlini olgunluk sanıyoruz. Oysa bu, yorgunluğun makyajlanmış hâli. Herkese alan açmak iyi insan olmak değildir. Çoğu zaman bu, kendini geri çekmenin, kendi rahatsızlığını yok saymanın başka bir adıdır. İstemediğin sohbetlerde gülümseyip kalmak, içini sıkan ilişkileri sürdürmek, seni anlamayan insanlara kendini tekrar tekrar anlatmak… Bunlar fedakârlık değil. Bunlar, kendinle arana koyduğun mesafelerdir. Asıl zor olan şudur: Kabul etmek. Bazı…

SUSARAK ÖĞRENDİK.. Halise Aydoğdu

SUSARAK ÖĞRENDİK   Bazı insanlar konuşarak büyür, Biz susarak öğrendik. Susmak bizde erdem sanıldı; Yüksek ses ayıp, itiraz nankörlük, Acıysa kadere yakıştırıldı. Oysa susmak, içimizde biriken kelimelerin yavaş yavaş boğulmasıydı. Bir kadının sesi önce evde kısılır. Sonra sokakta, sonra hayatta. Gülüşü fazla bulunur, bakışı yanlış anlaşılır, Acıya dayanması beklenir ama sevinci ölçülür. Biz susarken dünya konuştu. Hakkımızda kararlar alındı, Hayatımız cümle aralarında harcandı. Bir “idare et”in içine bir ömür sığdırmamız istendi. Ama insan bazı suskunluklardan sağ çıkamaz. Kelime boğazda düğümlenir, Gözlerde birikir, sonra bir gün taşar. İşte o gün anladık: Ses, lütuf değil haktır. Konuşmak ayıp değil, Susmak kader değildir.…

Hicranlı Rüya.. Nilgün BABACAN

Hicranlı Rüya Dünyanın tadı tuzu sensin. Ömrümün vazgeçilmezi, Gönül bahçemin En nadide çiçeğisin… Öyle vurgun ki Bu gönül sana, Sen gelmezsin bilirim, Bil ki, Dünyam cehennem oldu bana… Ask değil bu Sıcacık bir yuva. Özlem dolu hülya Bir sen ,bir de ben Doldursak bu evi doya doya… Sevgi dolu bu mekanda, Gönlümden fışkırır o an Aşkın en deli hali Gel buluşalım artık Bitsin bu hicranlı rüya   Nilgün BABACAN

Bir Çocuğu Kim Katil Yapar?.. Aylin Altın

Bir Çocuğu Kim Katil Yapar? İçim kan ağladı. Televizyonda haberler akarken, daha 17 yaşında Atlas’ın katledildiğini duyduğum an, boğazıma bir yumru oturdu. Çünkü biz daha yeni Ahmet’in acısını yaşamıştık. Daha onun yasını tutuyorduk. Daha onun için “bir daha olmasın” diye içimizden dua ederken, Atlas düştü yüreklerimize ateş gibi. Bu ülkenin tertemiz, pırıl pırıl gençleri bir bir toprağa düşerken, insanın aklına tek bir soru geliyor :Bu çocukları kim bu hâle getirdi? Atlas’ı katleden de gencecik bir anne evladıydı. Bir annenin büyüttüğü, bir evin içinde nefes alan bir çocuk…Peki ne yaşadı bu çocuklar da, can almayı bu kadar kolay görür hâle geldiler?…

TUZ KESESİ.. Melike Melis ÖNEŞ

TUZ KESESİ   Tuzu cebimde taşıyorum. Gerektiğinde kullanmak için değil; unutmamak için. Bazı acılar sürülmez. Bazıları saklanır. Bank soğuk. Oturduğumda bunu fark ettim ama kalkmadım. İnsan bazı yerlerde üşümeyi göze alır. Çünkü sıcak olan her yer güvenli değildir. Bunu geç öğrenenlerdenim. Elimde eski bir kitap var. Sayfaları kıvrılmış, köşeleri yumuşamış. Okunmaktan değil, beklemekten yıpranmış. Benim gibi. Kitabın açık olduğu sayfaya bakıyorum ama okumuyorum. Okumak için fazla doluyum. Beklemek için yeterince boş. Çiçek kurumuş. Rengi bir zamanlar neydi, hatırlamıyorum. Kurumuş şeyler hafızayı zorlar. Onlara bakarken geçmişi değil, kaybı görürsün. Etrafımdan insanlar geçiyor. Kimse durmuyor. Kimse bakmıyor. İnsanların birbirine bakmaması, en çok…

UMUT EKTİM.. Aylin Altın

UMUT EKTİM   Bir umut ektim yüreğime Bütün çocuklar gülsün diye Avuçları kirlenmeden büyüsün Geceleri korkuyla uyanmasın diye Bir hayal kurdum Oyuncaklar silah olmasın diye Ninniler siren sesine karışmasın Çocuklar ölmesin diye Gözlerindeki ışık sönmesin Adları mezar taşına yazılmasın Bir çocuk daha eksilmesin dünyadan Bir anne daha yarım kalmasın diye Bir umut ektim yüreğime Belki geç yeşerir, belki zor Ama çocuklar yaşasın diye Her şeye rağmen Umudu büyütüyorum…

Öykü.. Sessizliğin İçinde.. Halise Aydoğdu

Sessizliğin İçinde Sabahın ilk ışıkları, hastanenin boş koridorlarına ince bir tül gibi süzülüyordu; hem serin hem de ferah bir hava yaratıyordu. Elif, ellerinde sıkıca tuttuğu dosyalarıyla sessizce ilerliyordu. Adımlarının hafif tıkırtısı, sessizliğin içinde bir ritim gibi yankılanıyor, kalbi her çarpışında sanki tüm koridoru titretiyordu. Gözleri önündeki beyaz duvarlara odaklanmış, ama aklı sürekli koridorun sonunda beliren Emir’deydi. Tam o anda gözleri Emir’le buluştu. Bir an için zaman durmuş gibi hissettiler; sessizlik bir fırtına gibi onları çevrelemişti. Ama ikisi de bakışlarını hemen kaçırdı. Bu sessizlik, hem korku hem de heyecan taşıyordu; çünkü her bakış, gizli duyguların bir ipucu, bir itiraf potansiyeli taşıyordu.…