Köşe Blog Yazıları

Öykü.. Aşka Rağmen.. Gülin Gerçeker

Aşka Rağmen Kadının odasında duran saat, ilk bakışta hayatında hiçbir anlamı olmayan bir eşya gibi görünürdü; oysa bazı nesneler vardır, insan onları fark etmez ama onlar insanı yıllarca izler. Duvarın sol üst köşesinde, pencereye çapraz bir hizada asılıydı. Camı hafif pusluydu, saniye ibresi inceydi ve her dönüşünde neredeyse duyulmayacak bir ses çıkarırdı. Kadın o sesi yıllar boyunca duymuştu; uykusuz gecelerde, sabaha karşı uyanıp tavana bakarken, evin içindeki sessizlik ağırlaştığında… Saat hep çalışmıştı. Ta ki bir gün durana kadar.   İlk fark ettiğinde önemsemedi. Hayatında zaten yeterince ters giden şey vardı; bir saatin durması bunların yanında anlamsız kalıyordu. Pili bitmiştir diye…

HAKİKATİM ve BEN.. İlayda ÇALIŞKAN

  HAKİKATİM ve BEN     Sessizleşti bugün tren rayları. Ruhum sanki başka bir memlekette. Sonra ağlayan bir sesi… Hakikatim ve ben.   Uçan bir kuş, Doğan bir güneş, İlerleyen bir tren , Hakikatim ve ben.   Hayat bazen , Yokla var arasında. Kelimeler kifayetsiz, Bakışlar anlamsız.   Kelimeler dökülse ah ! Kağıda… Ne çok söylemek isterdi. Derinleşen bir kuyu gibi.   Zamansız gitmeler, Bilinmezlik, Hakikatim ve ben.   Yusuf’ta kuyudaydı. Onu yalnız bırakmayan bir Rabbi vardı. Yusuf ışığa doğru yöneldi Hakikatini buldu.   İlayda ÇALIŞKAN  

Rahîm Kapısına Yolculuk.. Ayşegül Kum

  Rahîm Kapısına Yolculuk Derviş Nâsir, ömrünü dağlarla şehirler arasında tüketmiş, nefsinin bağını çözmeye çalışan bir yol eri idi. Bir gece, yanan kandilin titrek ışığında mürşidinin huzurunda diz çökmüş; kalbinin karanlığında aydınlık arıyordu. Mürşidi, beyaz sakalının arasında kaybolan tebessümüyle ona dönüp şöyle dedi: — Evladım, Hak Teâlâ’nın Rahmân ismi dünyada her kulun üstündedir; fakat Rahîm ismi… O yalnızca ahirette mümin kulların üzerine iner. Dünyadaki her nefes Rahmân’dandır; fakat ahiretteki her af, her lütuf Rahîm’in tecellisidir. Sen bu kapıya hangi yüzle varacağını hiç düşündün mü? Bu söz, dervişin gönlünde bir ok gibi sızladı. Mürşidinin ellerine kapandı: — Efendim, Rahîm kapısına lâyık…

Ağzımdan kovduğum kelimeler… Kemal Demir

  Ağzımdan kovduğum kelimeler…   Buna en çok dilim itiraz etse de çarpık harflerden oluşmuş bazı kelimeler gizlenmiş dişlerimin arasına. İçime sinmeyen, bende anlamı olmayan kelimeler. Düşlerimin arasından kovulanlar bir yolunu bulup dişlerimin arasına saklanmışlar. Bunlar gönlümden kovduğum kelimeler. Allahtan küçük dilim var. En çok ona güveniyorum. Damağım kaypak, hiç güvenmiyorum nedense.  Yeri geldi mi dilimi bile sakladığı olmuştur benden. Bademciklerim olsa iyiydi ama onu da çocukken almışlar. Dilim gönlüme muhalif çoğu zaman. Ya dişlerimin gölgesine ya da arkasına saklar sırlarını. Dişlerim de bu yüzden en büyük hayal kırıklığım olmuştur. Hiç ummadık zamanda pat diye atar ortaya atar o iffetsiz…

Küçürek Öykü.. Kadın ve Yağmur.. Kemal Demir

Kadın ve Yağmur   Yağmur yağıyor. Kadın ıslanıyor. Yoldan geçen araçların sıçrattıkları sulardan nefret ettiğinden, kaldırımın yola en uzak tarafından yürüyor. Ne zaman buna dikkat etmeden yürüse mutlaka başına korktuğu o şey gelirdi. Yağmur şiddetli. Kadın sırılsıklam. Hiç aldırış etmeden yürüyor. Fönlü uzun siyah saçlarıyla, siyah kabanı ve siyah çizmeleri üzerinde. Yeni fön çektirmiş olsa asla ıslanmalarına izin vermezdi. Siyah en sevdiği renk. Belki de siyahın fazla kilolarını kapattığını düşündüğünden seviyordu. Kaşı, saçlara bakarak: “Dünkü fön boşa gitti desene” dedi dalgacı bir ifadeyle. Bunu duyan saç bayağı bir bozuldu. Aşağı doğru uzanıp bir şeyler söylemek istedi ama şimdi bu halde…

MANDOLİNİN ÇOCUKLARA VE TOPLUMA KAZANDIRILMASI ÜZERİNE.. BERRAK SOLAK

MANDOLİNİN ÇOCUKLARA VE TOPLUMA KAZANDIRILMASI ÜZERİNE Mandolin’i Neden Sevmeliyiz? Günümüzde çocuk ve gençlere yönelik müzik eğitiminde mandolinin giderek geri plana düştüğünü üzülerek görüyoruz. Oysa mandolin sanat değeri yüksek, diğer eğitim çalgılarına oranla oldukça geniş bir ses yelpazesine sahip, ayrıca çalarken ses kullanmaya da izin veren bir çalgıdır. Bu nedenle de yeni kuşakların mandolini tanımaları, eğitimcilerin de mandolini müzik eğitiminin yeniden bir parçası haline getirmeleri önem taşır. 1960’lı yıllara kadar mandolin, Türkiye’de müzik eğitiminde ana çalgı görevi görüyordu. Uda benzeyen bu telli çalgı, mızrapla çalındığında daha iyi ses vermesine karşın, genellikle pena ile çalınır. Kolay öğrenilir olması nedeniyle müziğe başlangıç için…

Çekmecenin Sırrı: Nefes Almak İsteyen Kâğıtlar.. Gizem Gökmen

Çekmecenin Sırrı: Nefes Almak İsteyen Kâğıtlar Hayat, ne devasa bir kütüphane ne de her sokağı ezberlenmiş karmaşık bir haritadır. Hayat, aslında köşeleri aşınmış, zamanın ve yaşanmışlığın kokusunu sinmiş kadim bir ahşap çekmecedir. Ne zaman çekileceği, hatta gün ışığına çıkıp çıkmayacağı bile muamma olan, sessiz bir gizem… Bizler ise bu derin çekmecenin içine bazen özenle yerleştirilmiş, bazen de rastgele fırlatılmış birer kâğıt parçasıyız. Kimimiz düzgünce katlanmış birer pusula, kimimiz kenarları sararmış birer hatıra, kimimiz ise bir köşesi hırpalanmış birer notuz. Eğer tenimiz bu kâğıtsa, ruhumuz o kâğıda can veren mürekkeptir. Henüz çekmecedeki yerimizi almadan çok önce, görünmez bir el tarafından her…

ÖYKÜ.. CAMDAN KUŞLAR.. DİLEK SARIKAYA

CAMDAN KUŞLAR Ufuk, sesleri ilk kez on iki yaşındaydı duyduğunda bunun hayal gücünden ibaret olduğunu düşünmüştü. O yaşta herkesin kafasının içinde konuşan birileri vardı, değil mi? Annesinin “dersine odaklan” diyen sesi, öğretmeninin uyarıları, babasının suskunluğu… Ama bu ses, onlardan biri değildi. Bu ses, Ufuk’u adıyla çağırıyordu. “Ufuk… camdan kuşlara dikkat et.” Camdan kuşlar. Yıllar sonra, psikiyatristin odasında bu kelimeleri tekrar ettiğinde, doktor not defterine bir şeyler karalamıştı. Ufuk o an anlamıştı: Bazı kelimeler insanın hayatını ikiye böler. Öncesi ve sonrası. Ufuk yirmi yedi yaşındaydı. Eski bir sahaf dükkânında çalışıyordu. Kitapların sessizliği ona iyi geliyordu; çünkü sessizlikte sesler daha netleşiyordu. Ne…

ÖYKÜ.. SEVGİ’NİN YOLU.. Ercan Mehmet AKSÜT

SEVGİ’NİN YOLU Ercan Mehmet AKSÜT Sercan, otuzlarının sonlarında bir holding patronuydu. Çocukluğundan beri tek hayali dağ tırmanışıydı. Ancak işlerinin yoğunluğu nedeniyle bunu hep ertelemişti. Arkadaşlarının ısrarları sonucu birkaç günlük bir tırmanış eğitimi aldı. Sıcak bir temmuz günü, bisikletiyle profesyonel dağ tırmanıcılarının kamp alanına doğru yola çıktı. Aklı hâlâ işlerindeydi; onsuz işlerin duracağını düşünüyordu. Yolda birkaç kez geri dönmeyi bile aklından geçirdi, ama başladığı işi yarım bırakan biri değildi. Sıcağın verdiği hararetle ara ara su molası veriyordu. Bir dağcı için gerekli tüm araç gereçler arkasındaki mavi çantadaydı. Şehirden uzaklaşıp yeşilin ve taşların bol olduğu sahil kasabasından geçiyordu. Kulağındaki kulaklıktan en sevdiği…

ÖMÜR  MEVSİMİ.. MELİHA KAPLAN

  ÖMÜR  MEVSİMİ   Bir kış mevsiminin uzun ve sessiz uykusu , O uykuda köklenen muazzam bir hayat muştusu, İlkbahara doğru müjdelenen mucize bir yaşam buluşu, İşte budur yeni bir ömrün muazzam doğuşu.   Baharın tatlı anılardaki  güzel heyecanı, En güzel yaşların adı gençlik yılları, Çiçekleri açarken ömrün; eksik olmaz kuşu, böceği, arısı, Cıvıl cıvıldır her yer, bitmesin istenir o güzel anların hazı.   Yaz mevsiminde büyür insan ve  olgunlaşır Hayatın renklerine kendi yoluyla karışır, Bazen duraklar insan bazen koşar, yarışır. Yorulduğunda aynada o vakit kendiyle barışır.   Bir sonbahar tadında gelir ihtiyarlık, Belki yavaş belki hızlı bir telaş anlık,…