Köşe Blog Yazıları

VİTRİN.. Özge GÜREL

  VİTRİN Dünya garip bir yer. Kimse gemiyi hangi fırtınalardan geçirdiğinle, dev dalgalarla nasıl boğuştuğunla ilgilenmiyor. Herkesin tek bir sorusu var: “Gemi limana yanaştı mı?” Bundan iki yıl önce, arkadaşlarım yemeğe geldiğinde bakliyat poşetlerimi koliye koyup arka odaya saklardım. Utanırdım. O poşetlerin düzensizliği, aslında hayatımın o dönemindeki çaresizliğin fotoğrafıydı. Bir kutu çamaşır suyu alabilmek için bile bütçe ayırmam gereken o günlerden, bugün şık saklama kaplarının dizili olduğu bir mutfağa geldim. Ama insanlar sadece o şık kaplara bakıyorlar; o dolabın arkasındaki eski utançlarımı, o koliye saklanan yoksulluğu kimse bilmiyor.   Macun çatlaklarıyla dolu eski bir arabadan, bugün “lüks” sayılabilecek bir modeline…

  ESMAÜL HÜSNANIN KAİNATTAKİ TECELLİSİ.. Ayşegül Kum

ESMAÜL HÜSNANIN KAİNATTAKİ TECELLİSİ Allahü zülcelâl’in ikinci ismi şerifi **“er-Rahmân”**dır. Rahmân, dünyada bütün kullarına merhamet eden demektir. Müminine de merhamet eder, münafığı da rızıksız bırakmaz, kâfire de dünya nimetlerinden nasip verir. Günahkârın rızkını kesmez; ona eş verir, evlat verir. Hastalansa şifa kapılarını açar. Bu dünyada hiçbir kulunu nimetinden mahrum bırakmaz. Kul ne kadar günah işlerse işlesin, tövbe ettiğinde affeder. Rivayet olunur ki Hz. İbrahim (a.s.) her zaman sofrasında bir misafir bulundurur, misafir gelmeden yemeğe oturmazmış. Bir gün vakit yaklaşmış ama ortalık bomboş… Dışarı çıkmış, bir misafir aramış; fakat sokaklar ıssız, in-cin top oynuyor. Tam ümidi tükendiği anda, doksan yaşlarında bir…

Bir Şehrin Bulmacası.. Gizem Gökmen

Bir Şehrin Bulmacası Şehirler… Onlar sadece kargaşa, beton, çelik ve asfalt yığınlarından ibaret değildir. Şehirler, algıların çok ötesinde büyük, bitmek bilmeyen ve sürekli değişen bir bulmacadır. Ve bizler bu büyük bulmacanın içinde sürekli kayıp parçayı arayan, aynı zamanda boşlukta bir parça olarak yerimizi arayan oyuncularız. Her bir şehir, yıllar boyunca katman katman birikmiş, yıpranmış, eskimiş ve üzerine yeni hikâyeler yazılmış bir defterdir. Ancak bu defter, okul sıralarından bildiğimiz, düz çizgilerden ve belirli sayıda ortadan oluşmaz. Bu duygusal bir anı defteridir; üzerine görünmez mürekkeple yazılmış anılardan, pişmanlıklardan ve fısıltılardan ibarettir. Şehrin bulmacası, gözle görülür, elle tutulur bir yerde değil, görünmez mürekkebin…

 KARLAR ÜLKESİNİN KRALİÇESİ.. Semiray Sezgin

KARLAR ÜLKESİNİN KRALİÇESİ.. Şiirin Hikayesi . Karlar ülkesinin karlar kraliçesiyim ben.. Her bir zerrem yağar kelebekler gibi. Karlar ülkesinde şen şakrak gelir her şey Gönül gözüm katre katre açılırken sende şen Hayat demiş şair bir ıstırap bir sancı Yok artık biliyor musun gönlümde hiçbir acı Kim derdi karlar kraliçesi olacağım.. Gönül hanemden aşkı haykıracağım. Bak raksediyor her bir tanem Yağıyor sokaklara dirhem dirhem Örtüyor her bir zerreden görüneni Temizliyor zehir zakkum olan tüm düşleri Kuşlar geçiyor derken birden kayboluyorlar Her gün resmeden seriyor önüme güzelliği Bak diyor seni nurdan yarattım arın da gel Kainatta gülüşün yankılansın bana bürün de gel.…

AYRILIK EFKARI.. Nilgün Babacan

AYRILIK EFKARI     Bahçede var iki gül Etrafı dolu sümbül Bülbüller de  şakıyor Sevdaya can atıyor.   Sorsan kime sevdalı Yoksa gönlü mü yaralı Dinlemez fermanları Gider uzun yolları   Uçar gönül kuşları Hissetmez  olur yürek Gider gönlü yaralı Kokusunu saçmaz olur Bade dolu kaseden Ne şerbet ,ne de şarap olur.   Dağıt efkârını   Ey sevdiceğim Kus konmaz ,kervan geçmez Su virane yolları Kat ederek aşalım Bitsin ayrılığımızın efkârı.   Nilgün Babacan  

Ümit.. Aylin Altın

    ‘’Hayat bazen ağır gelir, bazen de fırtınalar kopar. Ama insanın içinde saklı bir güneş vardır; adı umut. Ne kadar bulutlarla örtülse de er ya da geç ışığını gösterir. Gülümsemek, işte o umuda dokunmaktır. Çünkü gülümseyen kalp, karanlığa meydan okur. Bugün belki küçük bir adım, belki sadece bir tebessüm… Ama bil ki her gülüş, yeniden başlamanın en güçlü işaretidir. Kendine inan, çünkü sen ışığını taşıyan bir yolcusun, Bazen düşersin, bazen yolunu kaybedersin. Ama kalbinin en derininde hep bir ses fısıldar: ‘Kalk, devam et.’ İşte o ses umuttur. Gülümsemek, o sesi duyduğunun işaretidir. Çünkü umutlu insanın yolunu hiçbir karanlık kapatamaz.…

Öykü.. ESMAÜL HÜSNANIN 18 BİN ALEMDEKİ TECELLİSİ.. Ayşegül Kum

ESMAÜL HÜSNANIN 18 BİN ALEMDEKİ TECELLİSİ Derviş Nûrânî, bir gece dergâhın avlusunda semaya bakarak düşünüyordu. Yıldızlar, karanlığı delip geçen binlerce isim gibi parlıyor; her biri başka bir hikmet, başka bir nefes söylüyordu. O sırada şeyhi, sessiz adımlarla yanına geldi. — “Ne ararsın ey oğul?” dedi. Derviş mahcup bir edayla cevap verdi: — “Efendim, Allah’ın 99 ismini okuyoruz. Lakin her birinin tecellisi başka başka. Kimi esirger, kimi rızık verir, kimi affeder… Peki neden ‘Allah’ ismi bütününden daha başka bir hâle sahip? Bu isimde nasıl bir sır gizlidir?” Şeyh tebessüm etti. Bir süre sustu. Ardından elini göğe kaldırdı: — “Şu yıldızları görüyor…

İnsan Kendine Ne Zaman Resmî Davranmaya Başlar?.. Şeymanur Gündüz

İnsan Kendine Ne Zaman Resmî Davranmaya Başlar?   İnsan kendine ne zaman resmî davranmaya başlar, bilmiyorum. Ama bir gün fark ediyorsun. Kendinle konuşurken bile kelimelerini seçtiğini. İçinden geleni değil, uygun olanı düşündüğünü. Sanki bunu yapmazsan okla gösterilecekmişsin hissi esir alıyor seni. Bazı kalıplara uyman gerekiyormuş gibi… Kalıplar, hayatında nerede duracağını kısıtlasa bile. Eskiden kendimize karşı bu kadar dikkatli değildik. Kendimiz olmanın bedellerini hesaplamazdık. İçimizden geçen cümleler filtresizdi. Canımız acıyorsa acıyordu, sevinçliysek taşkındık. Kendimize açıklama borcumuz yoktu. Bir şeyi istemek için gerekçe üretmez, vazgeçmek için savunma yapmazdık. Sebepler diyarının kapısında almazdık soluğu. İçimizden geldiği için yaptıklarımızın altında ezilmezdik. Sonra büyüdük. Ya…

Geç Kaldığını Sananlar İçin: Hayatın Takvimi Yok.. Aylen Durmush

Geç Kaldığını Sananlar İçin: Hayatın Takvimi Yok   İnsan belli bir yaştan sonra sabahları aynaya bakarken kendini değil, olasılıklarını görmeye başlar. Kim olabilirdi, neyi seçebilirdi, neyi daha erken fark edebilirdi… Zaman geçtikçe yüz değil, ihtimaller yaşlanır.   “Geç kaldım” cümlesi tam da burada ortaya çıkar. Sessiz, sakin ama ağırdır. Bir suçlama gibi değil, daha çok içten içe kemiren bir kanaat gibi. Sanki artık bazı kapılar kapanmış, bazı hayatlar kaçırılmıştır.   Ama insan neye geç kaldığını çoğu zaman net olarak söyleyemez. Çünkü geç kalınan şey çoğu zaman bir hedef değil, bir cesarettir.   Psikolojik olarak bu duygu, bastırılmış benlikle ilgilidir. Uzun…