Köşe Blog Yazıları

ÖYKÜ.. İLİÇLİ BÖREK.. TUĞBA KADAOĞLU

İLİÇLİ BÖREK On saat süren otobüs yolcuğu sonunda bitmek üzereydi. Ağrımış boynunu ovuşturdu ve uykusuz gözlerle camdan dışarıya baktı. Güneş tüm heybeti ile gök yüzündeki tahtına kurulurken, yol kenarındaki ay çiçek tarlaları başlarını sanki selam verir gibi ona doğru döndürmüştü. Tarlaların ardından yemyeşil sık çam ağaçları ile dimdik duran dağlar, gölgelerin içinden güneşin ışığı ile tüm güzelliklerini gururla gözler önüne seriyordu. Çok olmuştu bu topraklara gelmeyeli. Köyünü özlemiş, çok sıla özlemi çekmiş, bazen yalnızlıktan, bazen kimsesizlikten bitap hissetmişti kendini. Yıllar önce kapıyı vurup çıktığı baba evine, şimdi yüreğinde eksik kalmış yıllar için pişmanlık dolu, bomboş ellerle dönüyordu. Şimdi o boş…

ÖYKÜ.. SEVGİYİ SANA SEVMEYİ ÖĞRETENE VER.. AYŞEGÜL KUM

SEVGİYİ SANA SEVMEYİ ÖĞRETENE VER Çalan saatini susturdu. Mesaj kutusu dolmuştu; kaç tane arama vardı sanki. Hayat Mithat’ın üzerine doğru koşan bir gölge gibi durmadan hızlanıyordu. Sanki koşu bandında yürüyor, dursa yere yapışacaktı. Ya da bir şelalenin gürültülü akışına kapılıp gidecekti. Kahvaltı yapsa geç kalacaktı. Sallama bir çay yapıp aceleyle arabasına bindi. Toplantıya yetişecekti. Tam arabasını çalıştıracakken telefonunu unuttuğunu fark etti. Söylene söylene geri döndü, telefonunu aldı ve şirkete geçti. Toplantıda şirketin müdürü, “Huzurevini ziyaret edeceğiz, hazırlıklı olun.” dedi. Mithat şaşırmıştı. “Allah Allah… Bizim patronla huzurevi ne alaka?” diye düşündü. Patron o anda söz aldı: “Son zamanlarda hakkımızda çıkan haberlerden…

Başlamak ile Devam Etmek.. Şeymanur Gündüz

Başlamak ile Devam Etmek Bir gece ansızın gelen bir aydınlanma hissi ile adım atmayı hedeflemek. Ne büyük cesaret değil mi, başlamaya karar vermiş olmak. Onca olup biten her şeyden sıyrılıp bir şeylere dahil olmak. Bütün her şeyi bir cesaret ile tek düzelikten sıyırmak. Hayatımız çok farklı durumlara evrilirken senin büyük bir inançla o adımı atıyor olman. Kimsenin görmediği belki de kimsenin duymadığı haykırışlarının öznesi olmayı istemek. Artık bağırmak değil yaşamak istiyor oluşunun o derin arzusu. Bir kütüphanede oturduğun esnada gözüne ilişen bir kitap, belki o an göz göze geldiğin bir insan veya o an ile hissettiğin başka bir dünyanın da…

Masalsı Öykü.. Bir Çayın Hatırına.. Gözde Görmez

Bir Çayın Hatırına   Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal iken, eski hamam için de bir yağız oğlan varmış. Hayattan bezmiş, bıkkınlık içinde günlerini yaşarmış. Kendini eğlendirecek birkaç tane zevki dışında yaptığı başka bir şey yokmuş. Günleri su gibi akıp giderken yağız oğlanın içi sıkıntılarla alt üst olurmuş; derdini paylaşıp dermanı olacak birisini arar dururmuş. Günlerden bir gün, hava sıcak, güneş tepede; bizim oğlan darlanmış, bunalmış. Samimi olduğu bir arkadaşını da yanına alıp şöyle bir denize, kuma ayak basmak için yola çıkmışlar. Nereye gideceklerini bir türlü bilemedikleri için İstanbul’un sokaklarında dolanıp durmuşlar. Gel zaman…

Her Şey Olacağına Vardı.. Aylin Altın

Her Şey Olacağına Vardı Savaşarak yenemezdi beni… Zaten savaşmadı da. Seviyor gibi yapıp, Usulca bitirdi beni. Ben, şefkat gördüğüm yüreği incitmem ki asla, Bir dokunuşu bile kıymet bilirdim. Oysa o, “kıyamam” diyerek oyaladı beni, O cümlede saklıymış vedanın ilk adımı. Sonra anladım… Birini çok düşünmek, yavaşça kendini unutmak demekmiş. Onu kafama takarken, Kendimi kaybetmişim fark etmeden. Meğer en büyük fedakârlığı kimin için yaparsan, En büyük ihaneti ondan görüyormuşsun. Ve o ihanet… İnsanı öldürmüyor, ama yaşatmayı da bırakıyor. “Bak,” dedim kendime, “O kadar çabaladın da ne oldu?” Rüzgâr, hep bildiği yöne esti, Sessizlik, yine kalbime çöktü. Ve ben, sonunda öğrendim: Her…

IŞIK SENSİN.. AYLİN ALTIN

IŞIK SENSİN “Her sabah yeni bir şanstır. Dün kırılmış olabilirsin, yorulmuş olabilirsin. Ama bugün yeniden doğdun. Ve her doğum gibi bu da mucizedir. Bir gülümseme ile başla; göreceksin, hayat sana aynı güzellikte geri dönecek. Hayat yolculuğunda bazen küçücük bir cümle, insanın kalbine güneş gibi doğar. İşte bu sayfalarda, yüreğine dokunacak o ışık kırıntılarını bulacaksın. Bir gülümseme, bir umut, bir iç çekiş.. Kelimeler bazen kalbin aynası olur. Bu satırlarda sana kendini hatırlatacak küçük umut tohumcukları ekmek istedim yüreğine ,her düşüşün ardından bir kalkışın olsun, her gecenin bir sabahı var unutma ,bu yazdıklarım senin yolunu aydınlatacak birer ışık olsun hayatında ,her yeni…

ÖYKÜ.. SEVGİNİN AĞIRLIĞI.. GÖZDE GÖRMEZ

SEVGİNİN AĞIRLIĞI Sevgi bazen bir insanın omuzlarına konan en ağır yüktür. Herkes onun hafifliğinden söz eder ama kimse taşıyanın dizlerinin titrediğini anlatmaz. O sabah pencerenin önünde durup sokağı izlerken bunu düşündü. İnsanlar aceleyle yürüyordu; kimi işe, kimi hayata, kimi kendinden kaçmaya. Kimse durup sevginin neye benzediğini merak etmiyordu. Çünkü sevgi artık merak edilecek bir şey değil, ya sahip olunacak ya da terk edilecek bir nesne gibi görülüyordu. O, sahip olmayı da terk etmeyi de beceremeyenlerdendi. Sevgiyle ilk karşılaşması büyük bir an değildi. Ne yıldırım gibi bir çarpışma vardı ne de hayatı ikiye bölen bir cümle. Sevgi onun hayatına sessizce girmişti.…

İçimde Başlayan Kış.. Züleyha Ekici

İçimde Başlayan Kış Kış bazen sadece mevsim değildir; insanın içinin donduğu, ilişkilerin buz kestiği, sözcüklerin havada üşüyüp yere düşemediği o uzun, ıssız iç durumdur.. Bir kadının iç dünyasında kış başladığında, dışarıda kar yağsın ya da yağmasın, dokunduğu her şey soğur. Eskiden içine ışık veren şeyler anlamsızlaşır, eskiden sarındığı sıcaklıklar elini çekmiş gibi olur. Soğukluk, en çok da bir şeyi öldürmenin en sessiz, en kibar, en acımasız yoludur. Birini doğrudan yaralamak gerekmez. Görmezden gelmek, çağırmamak, sesine kulak tıkamak, oradayken yokmuş gibi davranmak çoğu zaman en ağır darbedir. İnsan, kendi içinden bir parçayı öldürmek istediğinde de aynı yöntemi kullanır. Onu duymamaya, hissetmemeye,…

Öykü.. Çöp ve Sapı.. Ayşe Öner

Çöp ve Sapı Kahvehanede Sami Bey ile otururken camdan çok güzel bir kadının yürüdüğünü gördü. Sami Bey’e dönüp: Baksana efendi, ne kadınlar var şu âlemde. Bir şuna bak, bir de beni evde bekleyene. dedi. Sami Bey: -Ee Rıza Bey, evlenme merakı olan sendin; bak bana, hovardalığa devam. Bu hayatta bir çöpe sap olamamak nadir addolunan muvaffakiyetlerdendir. dedi, gülerek. Sami Bey boş gezenin boş kalfasıydı bu yüzden hayatı uzun zamandır değişmiyordu; günleri kahvehane ile ev arasında, Rıza Bey ve sohbetle oyalanarak geçiyordu. Rıza Bey: Bak Sami Efendi evlenmeden de bir çöpün sapı olabilirsin; olmadı çöp olursun. Bunlar birbirinden ayrı meseleler. Fakat…

VİTRİN.. Özge GÜREL

  VİTRİN Dünya garip bir yer. Kimse gemiyi hangi fırtınalardan geçirdiğinle, dev dalgalarla nasıl boğuştuğunla ilgilenmiyor. Herkesin tek bir sorusu var: “Gemi limana yanaştı mı?” Bundan iki yıl önce, arkadaşlarım yemeğe geldiğinde bakliyat poşetlerimi koliye koyup arka odaya saklardım. Utanırdım. O poşetlerin düzensizliği, aslında hayatımın o dönemindeki çaresizliğin fotoğrafıydı. Bir kutu çamaşır suyu alabilmek için bile bütçe ayırmam gereken o günlerden, bugün şık saklama kaplarının dizili olduğu bir mutfağa geldim. Ama insanlar sadece o şık kaplara bakıyorlar; o dolabın arkasındaki eski utançlarımı, o koliye saklanan yoksulluğu kimse bilmiyor.   Macun çatlaklarıyla dolu eski bir arabadan, bugün “lüks” sayılabilecek bir modeline…